29 Eylül 2024 Pazar

Sevgi

Çok kıymetli anaokuku öğretmeni bir arkadaşım bugün 4 yaş grubuna duyguları öğretmeye çalıştığından bahsetti, ortamda bulunan herkes bir anda öfke ve üzüntü konuşmaya başladı, güzel olan tüm duygular ansızın yok olmuş gibi, sadece kırık döküklükler kalmış üstümüze sanki. 

O andan beri düşünüyorum, ben ne hissediyorum?

Kızgın, bir parçam çok kızgın, deli dolu bir öfke var üzerimde, her şeyi yakıp yıkmaya, kırıp dökmeye müsait. Çığlıklarla küfürlerle dolu cümleler, her birinde ayrı hakaretler bezeli, her biri aynı kişiye. Daha önce hissedilenlerden çok farklı bir yerden, dolu dolu, çok içerden. Kazıyor kalbimdekileri, çirkinleştiriyor içimde biriken tüm güzellikleri. Haykırmak isteği uyandırıyor her gece ve her gün doğumunda yine yeniden. Peki beni tutan ne?

Kırgın, paramparça yüreğim. Ne gözyaşı dökmek söndürdü içimde yanan alevi ne yazıp çizmek. Öyle parçalarım dağıldı ki, bu defa telafisi mümkün mü ben bile bilmiyorum. Kırıldığım yerden kırmaya can atıyor içimdeki bir parça, tereddütsüz incitmek istiyorum. Yine beni tutan ne?

Üzgün, çok üzgünüm. Sessizce içime kapanıyorum, yutuyorum boğazımda düğümlenen acı sözleri. Kötülükleri görmek hatırlamak kadar, iyiler de can yakıyor. Ne zaman geriye dönüp baksam gözlerim dolu, boğazım kupkuru, öylece üzülüyorum. Üzüldüğüm yerden üzesim de yok değil, peki neden kendimi tutuyorum?

Hepsi aynı cevaba varıyor günün sonunda. Sevgi.

Öyle büyük, öyle içten, öyle olduğu gibi bir sevgi ki, insan kendinden geçiyor da sevdiklerinden geçemiyor. Kırılmak pahasına kırmadan, üzülmek pahasına üzmeden susuyorum. Verilen değeri ölçecek bir kantar yok derler, ben bugün dünde kalana verdiğim değeri kendimden esirgediğim huzurla ölçüyorum.

En çok da hissettirdiklerinin benim müsade ettiğim kadar olduğunun bilinmeyişi bir can sıkıntısı veriyor ruhuma. Bildirmek isterim ki: 

Biz izin verdiğimiz için kızgınız, bizim müsademizle kırıp dökebildiler, biz istediğimiz için üzülüyoruz hâlâ, sen hiçsin, o hiç, onları ve hissettirdiklerini içimizde biz var ettik. Birileri iyi olsun diye kötü olmayı seçmek dahi bizim tercihimizken bulunduğumuz vaziyeti kendi mahareti zannedip keyfinin sürülmesi bile bizim eserimiz, hiçbir zaman seninle ilgili olmadı, onunla ilgili olmadı, hepsi bizimle ilgili, bunu tanrısal bir yerden söylemiyorum, içerden söylüyorum, en içerden, onlar, biz var oldukça var, yok saydığımızda varlıklarının hükmünü dahi kanıtlayamazlar.

Bir de hatırlatmak isterim:

Kızdığımız için, kırıldığımız için, üzüldüğümüz için, sevdiğimiz için şanslılar. Hissettiğimiz için şanslılar. Her duygu kırıntısı birilerinin hala varlığına kanıt arz eder, hissetmediğimiz gün karanlığa kapılırlar. 

Bana gelecek olursak, tüm bu duygu seli içinde galiba en çok da kıyamıyorum. Ne düne, ne bugüne, ne geleceğe. Ne sana, ne bana... Beni bugün tutan sevgi var oldukça...

Sevgi

Çok kıymetli anaokuku öğretmeni bir arkadaşım bugün 4 yaş grubuna duyguları öğretmeye çalıştığından bahsetti, ortamda bulunan herkes bir and...