20 Eylül 2024 Cuma

Ev

Bazı insanlar evinizdir. Anne, baba, kardeş, eş her zaman. Peki ya ailem dediğin dost ne zaman? Ne kadar ya da? Ya da nereye kadar?

Birlikte tencereden salçalı makarna yiyebildiğin insan evindir, çorabımın altı kirli mi diye düşünmeden adımlarsın o insanlara. Tüm güzelliklerin yanında çirkinliklerini de alır koyarsın ortaya, saklamaz sakınmazsın. Bilirsin misafir olmadığını, ait olmanın getirisi budur. 

Ortak kahkahalar kadar ortak gözyaşların da olur, güldürürken de ağlatırken de korkmazsın, evinde zihni çıplak gezer insan, maskesiz, olduğu gibi. Kendini anlatma gereği duymazsın, anlamak çaba gerektirmez, doğrudan bilirsin. Yargılama barındırmaz olduğu halini kabul eder, seversin. Beyazı kadar siyahı da temizdir gerçekliğin. Misafir değilsin,  siyah da senin, siyah da sensin.

Birlikte sustuğun, susarken bile çok şey konuştuğun insan evindir. Öylece durursun, var olmak için çaba harcaman gerekmez. İçinde süslü cümleler barındırmayan fısıltılar yeter, çığlıklar gerek yoktur evde. Bazen var olmak bile gerekmez, varlığını kanıtlamak hiç gerekmez. Bilirsin köklü bağlar kuvvetlidir, istesen de yok olmazsın, olamazsın. 

Sonra bir bakmışsın, evden kovulmuşsun. Hatta yıkılmış ev, başına yıkılmış, enkazda kalmışsın. Bir bakmışsın aidim dediğin eve hiç sahip olmamışsın,  misafir kalmışsın. Bir bakmışsın her duvarında fotoğrafların anıların olan ev başkalarının evi olmuş. Bir bakmışsın penceresinde çiçekler açan evlerin perdeleri kapanmış, kapıları kilitli. Bir bakmışsın ev sensin, bir bakmışsın evsizsin. 

Ne zaman? Ne kadar? Ya da nereye kadar?

Herkesin evim dedikleriyle birlikte doğurduğu güneşler, birlikte ıslandığı yağmurlar dilerim.

Yasla...

Sevgi

Çok kıymetli anaokuku öğretmeni bir arkadaşım bugün 4 yaş grubuna duyguları öğretmeye çalıştığından bahsetti, ortamda bulunan herkes bir and...